Birde aklımıza takılmış olan bir soru var. Bu soru kimine göre çok saçma, kimine göre ise herbirşey. Nereden geldik ve nereye gideceğiz ? Bu bağlamda da oturmuş bilim adamları araştırma yapıyor. Sırrı bulmaya çalışıyorlar. Kimi atomu 80 kat bölmüş bunun için, kimi uzayda bilmem kaç milyar kilometre ötesine merceklerle bakıp hesap yapıyor.
Peki karmaşa nerede ? Karmaşa benim beynimin içerisindeki bir sorudan ibaret. Yaşadığım toplumda ki bireyler gibi parazit mi kalacağım yada bende bu sürece biraz fayda sağlayıp birşeyler mi yapacağım? Hadi yapmaya karar verdim nereden başlayacağım? İnsanın en başından bugüne kadar getirtiği hikayesinde bulduklarını nasıl aklıma sokup bunlara ek bir fayda katacağım ? Bahsedilen bilgi birimi o kadar büyük ve birbirine o kadar sıkı sıkıya bağlı ki, sadece bir daldan ilerlersem dediğinizde resmin bütününü göremiyorsunuz ve boşa uğraşmış oluyorsunuz. Nasıl yapmalıydı ? Nasıl bu kadar veriyi özümseyebilmeliydim ?
Bu bağlamda aklımda birkaç cevap oluştu. Öncelikle beynimizin nasıl çalıştığına dair çokta bilgimiz yok. Sadece beyinlerimiz arasında birbirimize mesajlar yolladığımız diller var. Beyin dilin sözcüklerini alıyor, kendi içerisinde bir fonksiyona sokuyor ve oradan bizim bilmediğimiz bir işlemler dizisi yapıp girdinin çıktısını sunuyor. O zaman bunu düşünerek bir anlam çıkartabilinirdi. Beyin diğer insanlarla ne kadar iyi ve etkili bir şekilde mesajlaşırsa çıktılar o kadar verimli olacaktı. Böylece sürece daha çabuk dahil olabilecektim. Yani dil geliştirmeliydim. Bu bağlamda iyi bildiğim türkçemi geliştirme çalışmaları yaptım. İngilizcemi geliştiriyorum vede arapça öğrenmeye yeni başladım. Bu dilleri seçmemin mantığı şuydu; ingilizce en çok kullanılan dildi ve arapçadan da köklerime ulaşabilirdim.
Yahu iyide sadece dil geliştirmekle karmaşadan mı kurtulunur dediğinizi duyar gibiyim. Aslında karmaşadan sadece dil öğrenerek kurtulabilirdim. Ama sadece insanlarla mı etkileşim kuruyor beynim ? Tabi kide kocaman bir hayır. Çok boyutlu bir evren içerisindeyim. Bu evrenin iki tane dili var arkadaşlar. Birisi şah bilim matematik diğeri ise şah bilimle anlamlandırma peşinde koşan fizik. Bu iki dili de geliştirmem gerekiyordu. Ancak bu ikisine daha başladığımı söyleyemem.
Buraya kadar anlattıklarım sadece beynimin etkin veri girişi alıp çıktı olarak verimli bilgi oluşturabilmesi için yapmam gerekenlerdi. Peki ya şu meşhur 5500 senelik hikayeyi nasıl özümseyecektim. Öncelikle o hikayeyi tam bilmek gerekiyordu. Ben bu konuda çalışmalara başladım. İnsanın hikayesinin her anını bilmemin mümkünatı yok tabi kide. Bende yüzeysel olarak avcı insandan başladım ve devam ettim. Tarih bana yorum kabiliyeti ve günümüze hakimiyet yeteneği kazandıracaktı. Böylece belkide geleceği bile görebilecektim.
Birde beynimin yükünü hafifleten bir buluşumuz var. Bilgisayarlar. Benim yerime veri girişi yapabilir, bilgi oluşturabilir, beynimin yavaş yapacağı işleri çok hızlı yapabilir ve bana mobillik katabilirlerdi. Pek tabi bu bilgisayarlarında bir dili vardı. Bu dilleri de öğrenmek gerekiyordu. Ancak bu konuda birkaç girişimim bulunsa da tam bir etkinliğim olduğu söylenemez.
Ben bunları uygularken geçip giden günlük hayat var birde. O alanda da birşeyler yapmalıydı. Bende şu şekilde yaptım. Akranlarım nasıl kendilerine gelecek kuruyorsa bende kuruyordum. Onlardan artı birşey yapmama gerek yoktu. Zaten gelecekte oluşacak olan bilgi birikimim beni çok ünik bir birey yapacaktı. Araştırmalarımın sonuçları gelecek kurmak isteyen gençlerin bilgi birikimini çok kolay bir şekilde kapsayacaktı. Bu benim araştırmalarımın yan faydası olacaktı. Bu yüzden gelecek kaygısı yaşamıyorum. Sadece kendimi üniversitemi bitirme ve gereklilikleri yerine getirmeye şartladım. Böylece bir diploma ve güzel bir başarı sağlayacaktım.
Şuan bulunduğum pozisyonu dile getirdim. ''decompositi.blogspot.com'' başlığı altında gelişimimi belirli aralıklarla buraya yazacağım. Bu arada decompositi Latincede ''karmaşa'' demektir. Sağlıcakla..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder